28 Şubat 2012 Salı

Alper Küba'dan Bildiriyor : Trinidad


Habana’da geçen ilk günlerin ardından soluğu Küba’nın bizce az bilinen fakat bir o kadar da güzel Trinidad şehrinde aldık. İşte Küba gezisinin devamı...


22.11.2011 Salı
Sabah Cubacan otobüsü ile Habana’dan ayrılıyoruz. Otellerden yolcuları toplama faslı bir yarım saat daha sürüyor. Şehirden ayrıldıktan sonra  yolda 2 defa mola veriliyor. Mola yerlerimizden birisi Cienfuegos şehri. Otobüs yolculuğu ile ilginç bir detay ise muavin kızın aynı bir tur operatörü gibi geçtiğimiz yerlerle ilgili bilgiler vermesi. 


Trinidad
Toplam 5 saat süren yolculuğumuz öğleden sonra 3 gibi Trinidad’ın içinde sona eriyor. Otobüsten inince ufak çaplı bir şok yaşıyoruz. Sebebi ise önce bize odalarını kiralamak isteyen yerel halkın, daha sonra da bizi araçlarına bindirmek isteyen taksicilerin saldırısı. Neyseki Casa Particular’cıları elimdeki rezervasyon kağıdını göstererek başka potansiyel müşterilere yönlendirmeyi başarmıştım.

5 dakikalık bir yürüyüş ile ulaştığımız evde bizi rezervasyonumuzun olmadığı sürprizi bekliyor. Evin sahibesinin aracı ile yaptığı görüşme sonucunda kızının aklı bir karış havada olduğu için not almayı unutup bizim rezervasyonu yaktığı anlaşılıyor. Neyseki boş oda var.
Eşyaları bıraktıktan sonra hemen kendimizi dışarı atıyoruz ve keşfetmeye başlıyoruz. Görülecek yerlere başlamadan önce işte Trinidad’la ilgili bilgiler. 


Trinidad, Küba’nın doğu-batı ekseninde ülkenin ortasında ve güney sahiline yakın bir kent. Kente 10 km uzaklıktaki Ancon Plajı ise Karayipler’de denize girilebilecek en güzel plajlardan biri. Kente özelliğini veren taş döşeli sokakları, koloni mimarisindeki yazlık konaklar ve renkli evleri, 1988’de Unesco Kültür Mirası ilan edilmesini sağlamış. Kentin isminin Unesco ile birlikte anılması elbette önce Küba'da yeni birşeyler keşfetmek isteyenleri, daha sonra da turist kalabalıklarını buraya sürüklemiş.
Her ne kadar şu anda eski bakirliği kalmamış olsa da, Habana’ya kıyasla çok daha şirin ve farklı bir Küba görmek için Trinidad’a gelinebilir.



Görülecek
Plaza Mayor
Trinidad’ın eski merkezi bugün de etrafındaki müze, kilise ve galerilerle turistler için cazibe merkezi durumunda. Alçak katlı binalarla çevrili meydan içindeki palmiyelerle ferah bir his uyandırıyor. Meydanın yanındaki kilisede gece ayinine denk gelirseniz, gitarlar ve bateri eşliğindeki koroyu dinlemeden geçmeyin.

 
Meydan civarında can sıkıcı olan şey ise sürekli yanınıza gelip para isteyen, satış yapmaya çalışan çoluk çocuktu. Uzaklaşmalarını sağlamak için sert yüzünüzü göstermek zorunda kalabilirsiniz. 


Meydanı kilise tarafından terk ettiğinizde ilerdeki sokaklarda hediyelik eşya pazarını göreceksiniz. Hava kararmaya yakın tezgahlar toparlanmaya başlıyor.

Museo Historico Municipal (Casa Cantero)
Servetini köle ticaretinden kazanmış yörenin en zengin adamı Justo Cantero’nun eski malikanesi olan Casa Cantero’nun içindeki bu müze, hem Cantero’nun servetini hem de o dönemin Trinidad’ını gözler önüne seriyor. Rivayete göre bir zamanlar avludaki çeşmeden kolonya akıyormuş. Bina meydana bakan kilisenin hemen yanında.


Museo Romantico (Eccheri, 52)
Romantizmle olan bağlantısını çözemesemde, 1740-1808 yılları arasında inşa edilen Palacio Brunet’in içinde yer alan müzede, dönemin mobilyaları, döşeme ve eşyaları görülebilir. Müzeye asıl giriş sebebiniz ise muhtemelen tepedeki manzaralı kule olacaktır. Giriş 2 CUC + 1 CUC fotoğraf makinesi için.  


Biz oradayken kuleye çıkışta uzun bir sıra vardı. Nasılsa Museo Nacional’in kulesine çıkacağımız için sıraya girmedik.

Museo Nacional de la Lucha Contra Bandidos (Eccheri, 59)
San Francisco de Asis Manastırı’nın ev sahipliği yaptığı bu müzede, Sierra del Escambray’daki karşı-devrim hareketleri ile mücadeleler anlatılıyor. Avluda ise çatışmalar sırasında kullanılan kamyon ve tekne görülebilir. Bir nevi Habana’daki devrim müzesinin minyatürü gibi. Giriş ücreti 1 CUC.


Müzeyi gezmeseniz de eski manastırdan kalan çan kulesine çıkmayı ihmal etmeyin. Burası şehre hakim manzaraları göreceğiniz yegane yer. Son bölümdeki tahta merdivenler çok güven vermese de en tepeye çıkın. Taş sokaklar ve renkli binalarla bezenmiş şehir, ufukta Karayipler oldukça hoş görünüyor. 



Parque Cespedes/Central
Etrafında toplanan bisiklet taksi, aylaklık yapan yerel halk ve belediye binası ile yaşayan Trinidad’ı görebileceğiniz yer. Kentin en pahalı ve güzel oteli olan Iberostar Grand Hotel ise bu doğallığı hiç bozmayan bir binaya sahip. Trinidad’da az sayıda bulunan cocotaxileri de muhtemelen burada bulabilirsiniz. Ayrıca hemen yakınında da bir döviz bürosu var.

Cerro de la Vigia
Trinidad’ı kulelerden görmek sizi kesmediyse daha güzel manzara için buraya çıkmalısınız. Plaza Mayor’da Simon Bolivar’dan, kilise ve Museo Historico Municipal’in arasından yukarı yürüyün. On dakikalık bir yürüyüşle yukarıda kilise harabesine geliniyor. Bu kiliseden 30 dakika daha (başka bir deyişle 180 m daha) tırmanırsanız Trinidad, Playa Ancon ve ötesini görebileceğiniz hakim tepeye ulaşıyorsunuz. Gün batımını burada geçirmek çok hoş olabilir.



Biz geç bir saate kaldığımız ve etrafta çok tekin görünmediği için en tepeye çıkmadık. Harabenin olduğu nokta da yeterince tatminkar. Bu sırada deniz üzerine yağmur bırakan bulutların görüntüsü gerçekten etkileyici idi.



Playa Ancon
Trinidad’a 10 km uzaklıktaki bu plaj, turistik broşürlerde en sık kullanılanlardan biri. Sebebini ise adım attığınız anda anlıyorsunuz. Muhteşem beyaz kum, turkuaz rengi Karayipler ve şaşırtıcı derecede sakin plaj keşke Trinidad’da biraz daha kalabilseydik dedirtti.



Kumsalda 3 tane otel dışında tesis yok. Hatta büfe tarzı bir yapılanma da yok. Sadece süslü deniz kabukları satanlar var. Gelirken erzakla gelmekte fayda var. Suyun sıcaklığı kuzey sahillerine göre oldukça ılık. Tam ayarında diyebilirim. 



Ulaşım için taksi tutmak gerekiyor. Cocotaxi bulabilirseniz en uygunu. Coco bulamayıp bindiğimiz normal taksi ile anlaşıp aynı araçla döndük. Taksi sürücüsü yıllar önce Suriye’den kaçıp buraya sığındığını anlattı. Birbirimizi fazla anlayamadığımız için detayları soramadık. Çift yön 15 CUC aldı. Günlük bir aktivite ile birleştirmek isterseniz bisiklet kiralayarak kumsala gelinebilir. 



Etkinlikler
Şeker Treni Turu
Cubatur ya da Cubanacan’dan bilet alabileceğiniz bu turda, eski buharlı bir trenle Valle de los Ingenios bölgesine seyahat ederek eski şeker değirmenlerini görebilir, 44 m yükseklikteki bir kuleye çıkarak vadinin manzaralarını görebilirsiniz. Asıl keyif elbette buharlı tren. Tur sabah 9:30’da başlıyor.

At Binme
Trenin gittiği Valle de los Ingenios ya da Cascada El Cubano şelalesine düzenlenen at sırtındaki turlar için bağımsız kişilerle de görüşebilirsiniz.

Yeme – İçme
Paladar Sol y Son (Simon Bolivar, 283)
Akşam yemeği yediğimiz bu mekanın özelliği herşeyin kömür ateşinde pişmesi. Dolayısıyla sipariş verirken bekleme sürelerini göz önünde bulundurmalısınız. 



Eski bir ev olan binasının girişinde antika eşyalar ve ev ortamı korunmuş. Buradan geçtikten sonra avluya çıkılıyor. Hava güzelse avludan yer kapmaya bakın. Makarna, salata ve ballı Cachaça’lar toplam 20 CUC tuttu.
Paladar Estela (Simon Bolivar, 557)
Sol y Son’dan sonra en popüler ikinci mekan burası. Plaza Mayor’a yakın bir arka bahçede hizmet veren mekanın menüsü basit Küba mutfağından oluşuyor.

Eğlence
Casa de la Musica
Eğlencesi Plaza Mayor’da kilisenin yanındaki merdivenlere kadar taşan bu mekan Trinidad’ın yegane eğlence yeri. Genelde akşamları 10’dan sonra hareketlenen ortamda canlı müzik, dans edenler ve bolca içki bulmanız mümkün. 

Ulaşım
Habana’dan gelişimizi girişte anlatmıştım. Trinidad’a ulaştıktan sonra kent içinde yürümek en iyi ulaşım aracı. Zaten oldukça küçük bir kent.
Playa Ancon ya da civardaki gezilecek yerlere taksi ile ya da bisiklet kiralayarak gidebilirsiniz. Cubatur (Maceo ve Bolivar köşesi)’dan araç kiralama da mümkün.
Şehirler arası ulaşım için Gloria üzerindeki otobüs terminalinden kalkan 2 ayrı şirketin otobüsü mevcut. Her ikisini de tecrübe etmiş biri olarak Cubacan’ı tercih edin derim. Viazul ile dönerken hem bagajlar için ayrı para aldılar, hem de gelişte olduğu gibi bilgilendirici anonslar yoktu. Habana’ya varışta da merkeze uzak kendi terminallerinde bıraktıkları için ek taksi masrafı oluyor. Tek avantajları günde iki sefer olabilmesi. Fakat tarifeler değişkenlik gösterdiği için gezi kitaplarına itimat etmeyin, saat ve sefer sayısını bizzat terminalden sorun.

Tavsiye ve İzlenimler
Bankada para bozduracak olursanız mesainin 15:30’da bittiğini hatırlatmak isterim. Tutturamazsanız döviz bürosu imdada yetişir. Pasaportla gidin.
Sürekli etrafta bitip para isteyen, soru soran ve sözlü tacizde bulunan halka karşı sabırlı olun. Kararlı halinizi görünce bir süre sonra daha kolay avlara yöneliyorlar.
Dönüş için şehirler arası otobüs biletinizi önceden alın. Son anda otobüslerde yer bulmak düşük ihtimal.
Size tavsiyem otel yerine Casa Particular’da kalmanız. Böylece halkla kaynaşabilir ve yeni arkadaşlar edinebilirsiniz. Hem de gündüz gördüğünüz turist kalabalıklarıyla akşam da muhatap olmamış olursunuz. Bizim kaldığımız ev temiz, hizmet gayet iyiydi. Ev sahibi Miriam teyzenin kahvaltıda bize sunduğu köy peyniri ve yoğurdu gönüllerde bir Anadolu havası estirdi. Evde tanıştığımız Arjantin’li gençlerle de Arjantin anılarımızı tazeledik.
Biz Trinidad’a ancak 2 gün ayırabildik. Şimdiki aklım olsa mutlaka 3 gün ayırırdım. Böylece Playa Ancon’da daha fazla vakit geçirebilir, buharlı trene binebilir ya da bisiklet kiralayarak dolaşabilirdik. Yani siz siz olun, Trinidad günlerini kısmayın. Ancak hatırlatmadan edemeyeceğim, şehir merkezinde anlatılan yerler yarım günde bitiyor. Eğer bahsettiğim etkinlikler sizi heyecanlandırmıyorsa, merkezde oyalanabileceğiniz fazla şey yok. Kent merkezi gündüz turist kalabalığı yüzünden şirinliğini kaybediyor.
Trinidad’a gelirken tam olarak ne ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk ama dönüş yoluna koyulduğumuzda iyiki gelmişiz dedik. Koloni mimarisi, taş döşeli sokakları ve yanıbaşındaki muhteşem Ancon Plajı burayı fazlasıyla özel kılıyor. Günümüzde fazla turistik ve ticarileşmiş olsa da, Trinidad’a bir şans verirseniz güzel anılarla ayrılabilirsiniz.
Trinidad’dan sonra istikamet Habana ve oradan da Dominik Cumhuriyeti. Orada görüşmek üzere...



8 yorum:

Baris Dinc dedi ki...

Hayat sana güzel, yakışır kardeşime.

ALPER DAÇE dedi ki...

eyvallah ;)

Landinglight dedi ki...

Alper gezi süper fotoğraflar da bir o kadar iyi. Ellerine sağlık.
Ercan.

ALPER DAÇE dedi ki...

Teşekkürler, görüşürüz.

Ayfer Onur dedi ki...

muthis bir sekilde anlatmissiniz, okurken gitmis gibi oldum..Ayrica bizimde gittigimiz yerle ile ilgili notlarinizi okurken eski gunlere geri gitmis oldum...Elinize saglik, cok buyuk bir emek vererek bir gezginin bir cok sorusunun cevabini bulabilecegi sekilde anlatmissiniz...

Eger ilginiz ceker ise bizim blog adresimiz http://ayferonur.travellerspoint.com/

ALPER DAÇE dedi ki...

Çok teşekkürler, ben de ilk defa gideceğim yerler için sizin blogunuza basvuracağım. Oldukça faydalı bilgiler vermişsiniz. Bundan böyle takipteyim :)

mitralioz dedi ki...

Tek solukta okudum resimlere göz gezdirdim.Muhteşem bir anlatım olmuş Alper kardeş.Bende 2013 Nisan sonunda kız arkadaşımla gitmeyi planlıyorum.8 gecelik 600 dolara 2 kişi 3 yıldız abartısız bir otelde konaklayacağız inşallah.Tek kafamı karıştıran restorana gittik 30CUC tuttu dedin.Bu hesap olarak 30 dolar mı oluyor yani? Büyük bir meblağ ben de öğrenci olduğum için endişelendirdi beni açıkçası

ALPER DAÇE dedi ki...

CUC , Cuban Convertible Peso para birimi ve maalesef Amerikan Doları'ndan biraz daha değerli. Yani dolar gibi düşünebilirsin. İlgin için teşekkürler.

Yorum Gönder